Yeni Profiller • Güncel İlanlar • İzmit Prens
26 Ekim 2026 • 10:05
Eylül 19, 2026 · izmittravesti_mzgzxx

Travesti Berfin ile Eski ve Yeni Şehir Alışkanlıkları

Bazı şehirler değiştiğini hemen belli ediyor, bazıları ise yavaş yavaş. İzmit bana göre ikincisine daha yakın. Bir dükkân kapanıyor mesela, yerine başka bir yer açılıyor. İnsanlar artık başka yerde buluşuyor, telefon elde daha çok, sokakta geçirilen zaman biraz başka. Bir bakıyorsun yıllardır yaptığın bir şeyi artık hiç yapmıyorsun.

Travesti Berfin ile konuşmaya başladığımızda konu tam olarak buydu. Eski ve yeni şehir alışkanlıkları. Çok ciddi bir söyleşi yapalım diye oturmadık açıkçası. Bir kahve, biraz sokaktan geçen insanlar, arada telefon ekranına bakmalar… Konu kendi kendine çıktı.

Berfin uzun zamandır şehir hayatını gözlemlediğini söylüyor. Ona göre değişen sadece mekânlar değil. İnsanların bekleme biçimi bile değişmiş.

“Eskiden birini beklerken gerçekten beklerdik. Şimdi üç dakika geciksin hemen telefona bakıyoruz. Nerede kaldın, geliyor musun, konum atsana… Beklemek bile değişti yani.”

Bu cümleden sonra düşününce hak veriyor insan. Küçük bir değişiklik gibi ama şehirde yaşama biçimimizin neredeyse her tarafına dokunuyor.

Eskiden Buluşmak Gerçekten Daha mı Zordu?

Berfin’in ilk anlattığı şey buluşmalar oldu.

Telefonun ve özellikle anlık mesajlaşmanın bugünkü kadar hayatın merkezinde olmadığı dönemlerde buluşmak için daha kesin konuşmak gerekiyordu.

“Saat yedide şurada.”

Bu kadar.

Sonra gerçekten orada olmak gerekiyordu. Son dakika konum gönderme yok, “beş dakika sonra çıkıyorum” deyip daha evde hazırlanıyor olmak yok. Tabii bunları anlatırken Berfin gülüyor çünkü kendisinin de artık eski düzene dönemeyeceğini kabul ediyor.

Berfin’e Göre Eskiden Buluşmanın Küçük Kuralları

  • Saat önceden belirlenirdi.
  • Buluşma noktası herkesin bildiği bir yer olurdu.
  • Geç kalacaksanız bunu haber vermek bugünkü kadar kolay değildi.
  • İnsanlar birbirini gerçekten beklerdi.
  • Plan son anda beş kere değişmezdi.

“Ama eski olan her şey daha güzeldi diyemem,” diyor Berfin.

Bence konuşmanın en gerçekçi taraflarından biri de buydu. Geçmişi romantikleştirmek kolay çünkü. Oysa bazı şeyler eskiden daha zahmetliydi. Bir arkadaşınıza ulaşamamak gerçekten ulaşamamak demekti.

İzmit’te Sokakta Vakit Geçirme Alışkanlığı Değişti mi?

Berfin’e göre değişti ama tamamen kaybolmadı.

Eskiden şehirde amaçsız dolaşmak daha normal bir şeymiş ona göre. Bir yere yetişmeden yürümek, tanıdık birine rastlamak, ayaküstü konuşmak. Şimdi yürürken bile insanların çoğunun bir hedefi var gibi geliyor ona.

Bir de kulaklık meselesini söylüyor.

“Eskiden yürürken şehri duyuyorduk, şimdi herkes kendi müziğini dinliyor.”

Biraz abartılı belki ama güzel bir gözlem.

Otobüs geçiyor, biri telefonda konuşuyor, uzaktan bir dükkânın sesi geliyor. Şehir aslında devam ediyor. Fakat kulaklığını taktığın anda insan kendi küçük alanını yanında taşımaya başlıyor.

Yeni Şehir Alışkanlıklarından Bazıları

  • Yürürken sürekli telefona bakmak,
  • gideceğimiz yeri haritadan kontrol etmek,
  • buluşmadan önce konum göndermek,
  • mekâna gitmeden yorumlarını okumak,
  • yemeği gelmeden önce fotoğrafını çekmek,
  • bir yeri arkadaş tavsiyesinden önce sosyal medyada görmek,
  • beklerken çevreyi izlemek yerine telefonda vakit geçirmek.

Bunların hiçbiri tek başına iyi veya kötü değil. Sadece farklı.

Berfin: “Şimdi Mekâna Gitmeden Mekânı Biliyoruz”

Bu cümle sohbet sırasında çıktı.

Eskiden yeni açılan bir yeri bir arkadaş anlatırmış. “Şurada bir yer açılmış” denirmiş. Sonra gidip bakılırmış.

Şimdi durum başka.

Bir mekâna gitmeden fotoğraflarını görebiliyoruz. Menüsüne bakıyoruz. İnsanların yorumlarını okuyoruz. Hatta bazen içeride hangi masada oturmak istediğimizi bile önceden kafamızda belirliyoruz.

“Bazen bir yere ilk defa gidiyorum ama sanki daha önce gitmişim gibi. O kadar çok fotoğrafını görmüşüm ki sürprizi kalmamış.”

Berfin’in biraz özlediği şey de bu sürpriz duygusu.

Bir sokağa girip ne çıkacağını bilmemek. Menüye önceden bakmamak. Başkasının verdiği puanı okumadan kendi kararını vermek.

Şehirde Tanışmak da Değişti

Konu dönüp dolaşıp insan ilişkilerine geliyor zaten.

Çünkü şehir dediğimiz şey sadece binalardan oluşmuyor. İnsanların birbirleriyle nasıl karşılaştığı da şehrin bir parçası.

Berfin geçmişte arkadaş çevresinin yeni insanlarla tanışmada çok daha önemli olduğunu düşünüyor. Bir arkadaşın arkadaşı, aynı mekânda birkaç kez karşılaşmak, ortak bir çevre… Tanışmalar daha fazla fiziksel ortam üzerinden gerçekleşiyormuş.

Bugün ise sosyal medya ve çeşitli dijital platformlar bu düzeni değiştirdi.

Eski ile yeni arasındaki fark

Eskiden önce karşılaşır, sonra kişi hakkında bir şeyler öğrenirdik. Şimdi bazen önce dijital profili görüyor, sonra gerçek hayatta karşılaşıyoruz.

Peki Hangisi Daha İyi?

Berfin bu soruya net cevap vermiyor.

“İkisinin de tuhaf tarafı var.”

Eski yöntemde karşınızdaki kişi hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyorsunuz. Yeni yöntemde ise bazen gereğinden fazla şey bildiğinizi zannediyorsunuz.

Zannettiğinizi özellikle söylüyor. Çünkü sosyal medyada görülen hayatla gerçek hayat her zaman aynı olmayabilir.

Telefon Masanın Üstünde mi, Çantada mı?

Bu konuya gelince küçük bir deney yaptık.

Berfin telefonunu masanın üzerine bıraktı.

Ben sordum:

“Niye çantana koymuyorsun?”

“Bir şey gelirse görürüm.”

“Önemli bir şey mi bekliyorsun?”

“Hayır.”

Sonra ikimiz de güldük.

Yeni şehir alışkanlıklarını anlatan bundan daha küçük ama daha net bir sahne zor bulunur herhalde.

Telefon masada çünkü belki bir şey olacak. Bir mesaj, bildirim, arama… Hiçbiri gelmese bile orada duruyor.

Eskiden İnsanlar Daha mı Çok Konuşuyordu?

Bu biraz tartışmalı.

Berfin “evet” demiyor.

Hatta tam tersine bugün insanların gün boyunca çok daha fazla iletişim kurduğunu düşünüyor. Sabah mesaj, öğlen video, akşam fotoğraf, gece başka bir konuşma.

Fakat iletişim miktarı artarken biçimi değişmiş olabilir.

“Eskiden bir arkadaşımla iki saat oturup konuşurdum. Şimdi aynı arkadaşla bütün gün mesajlaşıyorum ama bazen iki saat yan yana oturmuyoruz.”

İlginç olan taraf bu.

Daha fazla iletişim, mutlaka daha uzun sohbet anlamına gelmiyor.

İzmit’in Değişmeyen Tarafları da Var

Buraya kadar hep değişim konuştuk. Berfin’e “Peki hiç değişmeyen ne var?” diye sorunca biraz düşündü.

İnsanların tanıdık birine rastlayınca ayaküstü konuşmasını söylüyor önce.

Sonra sahilde oturmayı.

Bir de plansız buluşmaları.

Teknoloji ne kadar değişirse değişsin bazen bir telefon geliyor ve “Neredesin?” diye soruluyor. On dakika sonra hiç planlanmamış bir masada üç kişi oturmuş konuşuyor.

Şehrin bazı alışkanlıkları direniyor yani.

Berfin’e Göre Hâlâ Değişmeyen Şeyler

  • Plansız başlayan uzun sohbetler,
  • tanıdık birine rastlayınca ayaküstü durmak,
  • çay veya kahve bahanesiyle buluşmak,
  • akşamüstü yürüyüşleri,
  • “Bir saat otururuz” deyip gecenin uzaması.

Fotoğraf Çekmeden Bir Yere Gitmiş Sayılıyor muyuz?

Berfin bu konuda kendisiyle de dalga geçiyor.

Bir yere gidince fotoğraf çekiyor. Kahve güzel görünüyorsa çekiyor. Gün batımı varsa zaten telefon çıkıyor.

“Sonra bazen düşünüyorum, ben oraya bakmış mıyım yoksa telefonun ekranından mı bakmışım?” diyor.

Bu yeni alışkanlık yalnız ona ait değil tabii.

Bir anı saklamak istiyoruz. Fakat anı saklamaya çalışırken o anın kendisini kaçırmak gibi tuhaf bir ihtimal de var.

Berfin’in Kendi Kendine Koyduğu Küçük Kural

Bir yerde önce etrafına bakıyor.

Sonra fotoğraf çekiyor.

“En azından ilk gördüğüm şey ekran olmasın.”

Basit ama fena fikir değil.

Eski Alışkanlıkların Hepsi Güzel Değildi

Sohbet nostaljiye fazla kayınca Berfin hemen itiraz ediyor.

“Ama şimdi de eskiden her şey mükemmeldi gibi anlatmayalım.”

Haklı.

Bugün şehir hayatında işleri kolaylaştıran çok şey var. Yolumuzu kaybettiğimizde harita açıyoruz. Gideceğimiz yerin açık olup olmadığını öğrenebiliyoruz. Bir arkadaşımız geciktiğinde haber alıyoruz. Acil bir durumda çok daha hızlı iletişim kurabiliyoruz.

Dolayısıyla mesele eskiyi geri getirmek değil.

Belki yeninin içinde eskiden hoşumuza giden birkaç şeyi kaybetmemek.

Eski ve Yeni Şehir Hayatı Arasında

Berfin’le konuşurken ortaya çıkan tablo aslında basit:

  • İletişim hızlandı.
  • Buluşmalar daha esnek hale geldi.
  • Yeni insanlarla tanışma biçimleri değişti.
  • Mekânları gitmeden önce tanımaya başladık.
  • Telefon şehir hayatının merkezine yerleşti.
  • Fotoğraf çekmek günlük hayatın doğal parçası oldu.
  • Buna rağmen yüz yüze sohbet hâlâ değerini koruyor.

Berfin’e Son Soru: Eski İzmit mi, Yeni İzmit mi?

Son soruyu biraz köşeye sıkıştırmak için sordum.

“Birini seçmek zorunda olsan?”

Berfin önce eski diyor.

Sonra vazgeçiyor.

“Yok, yeni.”

Beş saniye sonra yine karar değiştiriyor.

“İkisinin ortası yok mu?”

Galiba bütün sohbetin cevabı bu.

İnsan geçmişte sevdiği bazı şeyleri özlüyor ama bugünün kolaylıklarından da vazgeçmek istemiyor. Telefonsuz eski buluşmaları romantik buluyoruz mesela, ama yarın telefonumuzu evde unutsak iki sokak sonra geri dönüyoruz.

“Eskiyi özlüyoruz ama yeninin rahatlığına da alıştık. Galiba mesele hangisinin daha güzel olduğu değil, neyi kaybetmek istemediğimiz.”

Şehir Değişirken İnsan da Değişiyor

Travesti Berfin ile eski ve yeni şehir alışkanlıkları üzerine başlayan sohbetin sonunda büyük bir sonuca ulaşmadık. Zaten ulaşmak da gerekmiyordu.

Şehir değişiyor. İnsanların buluşma şekli değişiyor. Telefonlarımız değişiyor. Bir mekânı nasıl seçtiğimiz, birine nasıl ulaştığımız, boş zamanımızı nasıl geçirdiğimiz bile birkaç yıl içinde başka bir hale gelebiliyor.

Ama bazı sahneler aynı kalıyor.

Masada yarım kalmış bir kahve. “Ben artık kalkayım” dedikten sonra başlayan yeni bir konu. Beş dakika diye bakılan telefon. Birden uzayan sohbet…

Berfin kalkarken telefonunu çantasına koydu.

İki adım attı.

Sonra geri döndü.

Masada şarj kablosunu unutmuş.

Eski şehir alışkanlıklarını konuşup yeni dünyanın kablosunu masada unutmak da ancak böyle bir sohbetin sonuna yakışırdı herhalde.